İçerik
Mudelles Hadis: isnâdda yer alan bir ayıbı gizlemek ve zahirini güzel göstermek demektir.
Tedlîsin Kısımları: Tedlis başlıca iki kısma ayrılır: İsnad tedlisi, şuyûh tedlisi.
1. İsnad Tedlisi: Hadis âlimleri tedlîsin bu çeşidini farklı şekillerde tarif etmişlerdir. Kendime göre en doğru veren uygununu seçtiğim, iki imâm Ebû Ahmed b. Amr el-Bezzâr(ض.292/904) ve Ebu'l-Hasen b. el-Kattân'ın(0.628/ 1230) yaptığı şu tariftir:
a.. İsnâd tedlisi; bir râvînin, normalde hadis aldığı bir râvîden duymadığı bir hadisi, duyduğunu zikretmeksizin rivayet etmesidir.
Tanımın açıklaması: Bu tanımın mânası şudur: İsnad tedlisi, râvînin bazı hadisleri bizzat kendisinden duyduğu hocadan rivayet etmekle beraber, ondan duymadığı bir hadisi tedlis yaparak[ondan duyduğu izlenimini vererek] yine ondan rivayet etmesidir. O bu hadisi, tedlis yaparak kendisinden rivayette bulunduğu hocayı işiten başka bir hocadan duymuş, fakat bu hocayı düşürmüş, üstelik "kale": veya "an": gibi hem semaya hem başka bir rivayet şekline aynı anda ihtimali olan ve başkasına sema yoluyla alındığı izlenimini veren bir lafızla, ötekisinden rivayet etmektedir. Fakat bu hadisi ondan işittiğini açıkça belirtmemekte ve bununla da yalancı olmamak için "semitü veya "haddesenî" lafızlarını kullanmamaktadır. Ayrıca düşürdükleri şahıslar bazen bir bazen da daha fazla olabilmektedir.
c. İsnâd tedlisi ile gizli irsal [irsâl-i hafi] arasındaki fark: Ebu'l-Hasen b. el-Kattân (ض.628/1230) yukarıdaki tarifi zikrettikten sonra şöyle demektedir: "İsnâd tedlisi ile irsâl-i hafî arasındaki fark şudur: İrsal ( hafi), “râvinin, hadisi kendisini hiç işitmediği bir râviden rivayet etmesidir". Bunun anlamı şudur: Müdellis ve gizli irsal yapanlardan her biri, bir hocadan, işitmedikleri bir hadisi semâ' ve başka bir rivayet şekline ihtimali olan bir lafızla rivayet eder. Lakin mudellis, söz konusu hocadan tedlis yaparak rivayet ettiği hadisler dışında başka hadisler işitmiş iken; irsâl-ihafî yapan mursil rivayette bulunduğu hocadan hiçbir şey –ne irsalde bulunduğu hadisleri ne de başka hadisleri- işitmemiştir. Fakat onunla aynı asırda yaşamış veya onunla karşılaşmıştır.
2. Tesviye Tedlisi: Tedlîsin bu türü, aslında isnâd tedlîsi çeşitlerinden biridir. “ Râvînin, hocasından rivayet ettiği bir hadisin isnadında, birbiri ile karşılaşan iki sika râvî arasında yer alan zayıf bir râvîyi düşürmesine tesviye tedlisi denir ”. Bunun oluşum şekli şöyledir: Râvî, bir hadisi sika bir râvîden, bu sika râvî de, başka sika bir râviden alan zayıf bir râviden rivayet eder. Bu iki sika da birbirleri ile karşılaşmış olurlar. Hadisi birinci sikadan işiten mudellis, gelir, seneddeki bu zayıf râvîyi düşürür; daha sonra hadisi, semaya ihtimali olan bir lafızla, sika olan hocasının diğer sikadan aldığını gösterecek bir şekle sokarak, isnadın tamamını sikalar olarak düzeltir. Bu tür bir tedlis, tedlis çeşitlerinin en kötüsüdür. Çünkü birinci sikanın tedlis yaptığı bazan bilinmeyebilir. Tesviyeden sonra senede bu halde -görünür şekliyle- vâkıf olan bir kimse isnadı "bir sikanın diğer bir sikadan rivayeti" şeklinde algılar ve onun sıhhatine hükmedebilir. Bunda da şiddetli bir yanılma söz konusu olur.
3. Şuyûh Tedlisi: Râvînin, hocasından işittiği bir hadisi, hocasının tanınmaması için, onu bilinmeyen bir isim, bir künye, bir nisbe veya bir sıfatla anarak rivayet etmesine şuyuh tedlîsi denir.
Tedlîsin Hükmü:
Isnad Tedlisinin Hükmü: Bu tür bir tedlis gerçekten çok çirkin bir olaydır. Âlimlerin çoğu bu işi kötülemişlerdir. Bu tür bir tedlisi en çok kötüleyenlerden biri de Şu'be'dir. Tedlis hakkında çeşitli sözler söylemiş, netice itibari ile tedlisin yalanın kardeşi olduğunu ifade etmiştir.
Tesviye Tedlisinin Hükmü: Bu ilkinden de kötüdür. Hatta İrâkî (ض.806/1403) şöyle demektedir: "Tesviye tedlîsi, kasıtlı yapanın itibarını zedeler".
Şuyûh Tedlîsinin Hükmü: Bunun keraheti, isnâd tedlîsinden daha hafiftir. Çünkü mudellis senedten kimseyi düşürmemiştir. Hoş karşılanmayışı ise kendisinden rivayette bulunulan hocanın ihmal edilmesi ve işitene onu tanıma yollarının zorlaştırılması sebebiyledir. Şuyûh tedlîsinde bulunanın maksadına göre kerahet durumları da farklı olmaktadır.
Tedlîse yönelten Maksatlar:
a. Şuyûh tedlîsine yönelten maksatlar dörttür:
1. Şeyhin zayıf olması veya sika olmaması,
2. Hadisin semâ' yoluyla alınışında kendisi gibi başkalarınında mevcut olup şeyhin geç vefat etmesi.
3. Hadis aldığı hocanın yaşı kendi yaşından daha küçük olması.
4. Şeyhten yaptığı rivayetlerin sayıca çok olması. Böyle bir durumda râvi, hocasının isminin tek bir şekilde çokça zikredilmesinden hoşlanmamaktadır.
b. İsnad tedlisine yönelten maksatlar beştir:
1. Senedin âlî olduğu zannını uyandırmak;
2. Birçoklarının hocadan işittikleri bir hadisten bir şey saklamak;
3. 4, 5. Şuyûh tedlisinde zikredilen ilk üç maddedeki maksatlar.
Müdellislerin Eleştirilme Sebebleri: Tedlîs yapanların eleştirilmesinin üç sebebi vardır:
a. Kendisinden hadis işitmediği bir kimseden, semâ' yoluyla hadis aldığı izlenimini vermesi;
b. Râvîyi araştırma imkânına sahipken tedlis yaparak bunu ihtimalî bir konuma düşürmesi;
c. Tedlîs yaptığı kimseyi zikredecek olsa onun kabul görmeyeceğini bilmesi.
Müdellisin Rivayet Ettiklerinin Hükmü: Müdellisin rivayetini kabul etme konusunda âlimlerin farklı görüşleri vardır. Bunlardan en yaygın olan ikisi şudur:
1. -Rivayetini semâ' yoluyla aldığını beyan etse de- müdellisin rivayeti mutlak olarak reddedilir. Çünkü tedlis olayının bizatihi kendisi râviyi yaralayan bir sebeptir. (Bu görüş güvenilir değildir).
2. Konunun açık bir şekilde izaha ihtiyacı vardır: (Bu görüş doğrudur).
1. Eğer rivayetini semâ' yoluyla aldığını açıkça belirtmiş ise rivayeti kabul edilir. Yani rivayet esnasında "semi'tü ve buna benzer semâ'a delalet eden lafızlar kullanmışsa rivayeti kabul edilir.
2. Eğer rivayetini semâ' yoluyla aldığını açıkça belirtmemişse rivayeti kabul edilmez. Yani rivayet esnasında "an: ve buna benzer semaya açıkça delalet etmeyen lafızlar kullanmış ise rivayeti kabul edilmez.
Tedlîs’in Bilinme Yolları: Tedlîs iki şekilde bilinebilir
1. Sorulduğunda müdellisin bizzat kendisinin haber vermesiyle. İbn Uyeyne örneğinde cereyan eden durum böyledir.
2. Konunun uzmanlarından herhangi birinin araştırma ve inceleme neticesinde meseleyi beyan etmesiyle.
Tedlîs ve Müdellis Hakkında Telif Edilen En Meşhur Eserler: Bu alanda telif edilmiş pek çok eser vardır. En meşhurları şunlardır:
1- Hatîb Bağdadînin (Ö.463/1070) bu konuda üç eseri vardır. Biri müdellislerin isimleri hakkındadır. Eserin adı, "et-Tebyin li-esmâi'l-mudellisîn" dir. Diğer ikisinden biri, tedlîs çeşitlerinden biri olan isnâd tedlîsinin, diğeri de şuyûh tedlisinin açıklaması hakkındadır.
2- Burhaneddîn b. el-Halebî (5.841/1437): et-Tehyin li esmai'l-mudellisîn. (Bu risale basılmıştır).
3- Hafız İbn Hacer (ö.852/1448):Ta'rîfu ehli't-takdîs bi merâtibi'l mevsûfine bi't-tedlîs. (Bu da basılmıştır).