İçerik

Hasen Hadis

Hasen Hadis

 1. Hattâbî'nin tanımı: Hattâbî'ye (388/998) göre hasen hadis "kaynağı bilinen, ricali şöhret bulan hadistir. Hadislerin çoğu bu tür hadislerdir. Âlimlerin çoğu bu tanımı kabul etmişlerdir. Fıkıhçıların geneli de bu tanımı kullanmışlardır.

2. Tirmizî'nin tanımı: v.279 "isnadında yalancılıkla itham edilmiş biri bulunmayan, aynı zamanda şâz olmayan ve benzer bir şekilde başka bir tarikle rivayet edilen her hadis bana göre hasen hadistir.

3. İbn Hacer in tanımı: (852)"Tam âdil ve zabt sahibi râvilerin muttasıl bir senedle muallel ve şâz olmaksızın naklettikleri âhâd haber sahîh li-zâtihidir. Eğer senedinde zabtı hafif zayıf biri bulunursa, bu hadis de hasen li-zâtihi dir.

Kanaatimce İbn Hacer'e göre hasen hadis, râvisinin zabtı biraz zayıf olan yani ezberlediğini kuvvetle tutamayan râvînin rivayet ettiği hasen hadis olmaktadır. Hasen hadisin en güzel tanımıda budur. Hattâbî'nin tarifine çok tenkitler yöneltilmiştir. Tirmizî de hasenin iki kısmından birini tarif etmiştir; o da hasen li-gayrihi dir. Halbuki hasen in tanımında asl olan, hasen li-zâtihi nin tanımıdır.

Hasen hadis;

"Zabtı hafif zayıf olan adalet sahibi râvilerin, senedin başından sonuna kadar kendileri gibi râvilerden, şâz ve illetti olmaksızın, muttasıl bir senedle rivayet ettikleri hadistir".

Hükmü: Hasen hadis, kuvvet bakımından sahihin bir alt derecesinde yer almış olmakla beraber hükme delil olma açısından sahih hadis gibidir. Onun için bütün fıkıh âlimleri hasen hadisi delil olarak kullanmış ve onunla amel etmişlerdir. Müteşeddidlerden aykırı görüşe sahip olanlar hariç, hadis ve usûl âlimlerinin çoğu da hasen hadisin delil olarak kullanılmasını gerekli görmüşlerdir:

Mertebeleri: Sahihin kendi arasında farklı dereceleri olduğu gibi basenin de kendi arasında farklı dereceleri vardır.

Zehebî (ö.748/1347) hasen i iki dereceye ayırarak şöyle der:

l. En yüksek mertebede olanlar: Behz b. Hakîm > babasından> o da: dedesinden; ve Amr b. Şuayb > babasından > o da: dedesinden ve İbn İshak'm > et-Teymî tarikiyle ve buna benzer tariklerle gelen sahih nitelikli hadislerdir. Ki bu da sahihin en alt mertebesidir.

2. İkinci derecede olup hasen ue zayıflığında ihtilaf edilenler: Haris b. Abdillah, 'Asım b. Damre ve Haccâc b. Ertât gibi râviler yoluyla gelen hadisler.

 "Hadîsun sahîhu'l-isnâd" veya "Hadîsun hasenu'l-isnâd" Sözlerinin Derecesi:

a. Muhaddislerin," hadis sahîhu'l-isnâddır" ifadesi, "bu hadîs sahihtir" ifadesinden daha alt derecede bir anlam ifade eder.

b. Aynı şekilde hadisçilerin "bu hadis hasenu'l-isnâddır" ifadesi, "bu hadis hasendir" ifadesinden daha alt derecede bir anlam ifade eder. Çünkü bazen isnâd sahih veya hasen iken metin şâz veya illetli olabilir. Bu sebeple bir hadisçi, "bu hadis sahihtir" dediğinde, adeta bize bu hadisin sıhhat şartlarının beşini de tam olarak taşıdığını; "bu hadis sahîhu'I-isnâddır" dediğinde, sıhhat şartlarından sadece üçünü taşıdığını tekeffül etmiş olmaktadır ki onlar da; senedin ittisali (kopuksuzluğu), râvilerin adalet ve zabt sahibi olduklarıdır. Hadiste şâz ve illet gibi bir kusurun bulunmadığını tekeffül etmemiştir. Çünkü bu durumları araştırmamıştır. Ancak hafız güvenilir birisi, "bu hadis sahîhu'Iisnâddır" demekle yetinir, hadis için bir illet zikredilmezse, bunun zahirinden o metnin sahîh olduğu anlaşılır. Çünkü asıl olan illet ve şazlığın bulunmamasıdır.

 Tirmizî ve Diğerlerinin "Bu Hadis Hasen-Sahihtîr" Sözlerinin Mânâsı: Tirmizî'nin bu ifadeden ne kastettiği ile ilgili olarak âlimler çeşitli yorumlar yapmışlardır. En güzel yorumu İbn Hacer (Ö.852/1448) yapmış, Suyûtî (Ö.911/1505) de bunu benimsemiştir. Özeti şöyledir:

a. Bu hadisin iki veya daha fazla senedi varsa bunun mânâsı, "bir isnada göre hasen, diğer bir isnada göre sahihtir" demektir.

b. Eğer tek bir isnadı varsa bunun mânâsı, "bazı âlimlere göre hasen diğer bazılarına göre sahihtir" demektir.

Sanki söz konusu ifadeyi kullanan kimse, böyle bir hadisin hükmünde âlimler arasında ihtilaf olduğuna işaret etmektedir. Veya kendi kanaatine göre iki hükümden birini tercih edememektedir.

Beğavî'nin, "el-Mesâbîh" Adlı Eserindeki Hadislerinin Taksimimi; Beğavî (Ö.516/1122), hadisleri, kitabı "el- Mesâbîh"e kendine has özel bir ıstılah yöntemi ile dercetmiş, Buhârî ve Müslim'in sahihlerinden ikisi veya birine ait hadislere sahih dört sünendeki hadislere "hasen" terimiyle işaret etmiştir. Bu terim hadisçiler nezdinde genel bir ıstılah olmakla beraber isabetli değildir. Çünkü Sünen-ı erbaa dediğimiz dört sünende sahih, hasen ve zayıf, hatta münker hadisler bile vardır.

Hasen Hadisin Bulunduğu Kaynak Kitaplar:

 Âlimler bir kısım sahih hadisleri bir araya getirerek müstakil eserler oluştururlarken, bu mânâda hasen hadisleri bir araya getirerek müstakil bir eser oluşturmamışlardır. Ancak burada hasen hadislerin çokça bulunduğu eserierden söz etmek mümkündür

Bunların en meşhurian şunlardır:

A )Tirmizî'nin (Ö.279/859) Câmi"i: Tirmizî'nin Câmi"i "Sünenu't- Tirmizî" diye şöhret bulmuştur. Hasen hadisin tanınmasında temel kaynaktır. Bu itibaria Tirmizî, hasen kavramını eserinde çokça zikreden ve böylece onu yayan ve kavram olarak yaygınlaştıran kişi olmuştur.

B )  Ebû Davud'un (Ö.275/888) Sünen'i: Ebû Dâvûd, Mekke halkına gönderdiği mektupta, Sünen'ine sahih, sahihe benzer ve ona yakın olan hadisleri aldığını, vâhî derecede şiddetli zayıf olanları beyan ettiğini, hakkında bir şey söylemediklerinin sahih olduğunu belirtmiştir. Buna binaen Ebû Davud'un, Sünen'inde zayıf olduğunu belirtmediği ve güvenilir imamlardan herhangi birinin de sahih olduğunu ifade etmediği bir hadis bulduğumuzda bu hadisin Ebû Davud'a göre hasen olduğu hükmüne varabiliriz.

C ) Dârekutnî'nin (Ö.385/995) Sünen'i. Dârekutnî bu eserindeki hadislerin çoğunun hasen olduğunu ifade etmiştir.