İçerik

Nasih Mensuh

Nasih Mensuh

 Nesh Meselesi

Kur‟an-ı Kerim‟in tefsirini yapmak ve Kur‟an‟dan hüküm çıkarabilmek için bilinmesi gereken ilimlerden biri de nesh meselesidir.

Nesh kelimesi lügatte şu anlamlara gelir: izale etmek, gidermek, yok etmek, değiştirmek, tebdil, tahvil ve nakletmek.

Istılahi anlamı da Ģudur: Bir nassın hükmünü daha sonra gelen bir nas ile kaldırmaktır. Yani, şer‟i bir hükmün başka bir şer‟i delil ile kaldırılması veya mukaddem tarihli bir nassın hükmünü muahhar tarihli bir nas ile değiştirmek ya da mukaddem bir metnin ilgasıdır.

Kelime, günlük dilde yukarıda verdiğimiz lügat manalarının her birini ortaya koyacak şekilde kullanıldığı için, bazıları tefsirdeki bu mesele için kullanımının mecaz olduğunu söylemişlerdir.

Mesele karışık meselelerden birisidir. Ta Hz. Muhammed (s.a.v) dönemindeki Yahudiler ve müşriklerce tenkid edildiği gibi günümüz müsteşrikleri de konuya tenkid-vari yaklaşmışlardır.

Bazılar nesh meselesini “el-Bedâ” veya “et-Tahsis” meseleleriyle karıştırmışlardır.

Halbuki bu kelimelerin anlamına baktığımızda,

El-Bedâ: Gizlilikten sonra açıklık, mevcut olmayan bir görüşün meydana gelmesi şeklinde tanımlanır. Şia‟nın bu husustaki görüşü şöyledir: Allah'ın belli bir şekilde vuku

88

bulacağını haber verdiği bir olay daha sonra haber verdiğinden başka bir şekilde vuku bulabilir.

Böyle bir anlayış Allah için düşünülebilecek bir anlayış değildir.

Tahsis ise umumi olan bir şeyin bazı fertlerini kasr etmektir. Halbuki nesh, şer‟i bir delille diğer şer‟i bir hükmü kaldırmaktır. İkisi arasında şu farklar vardır:

1.   Nesh bütün fertlerin hükmünü iptal ettiği halde, tahsis bütün fertlerin hükümlerini iptal etmez.

2.   Nesh, sadece Kitâb ve Sünnet‟te olur. Tahsis ise bu ikisinin dışındaki hükümleri içeren kaynaklarda ada olabilir.

3.   Nesh haberlerde olmazken, tashih haberlerde de olur.

4.   Nesih olayında mensûhun önce, nâsihin ise sonra gelmiş olması gerekir. Fakat

tahsiste, tahsis edenle edilen arasında zaman bakımından bir farklılığın bulunması şartı yoktur.

Neshle Ġlgili Ayetler:

“Biz bir âyeti değiştirip yerine başka bir âyet getirdiğimiz zaman -ki Allah, neyi indireceğini gayet iyi bilir- onlar Peygamber'e, "Sen ancak uyduruyorsun" derler. Hayır, onların çoğu bilmezler.”” Ey Muhammed! De ki: "Ruhu'l-Kudüs (Cebrail), inananların inançlarını sağlamlaştırmak, müslümanlara doğru yolu göstermek ve onlara bir müjde olmak üzere Kur'an'ı Rabbinden hak olarak indirdi." “Andolsun ki biz, onların: "Bunu kendisine ancak bir beşer öğretmektedir" dediklerini biliyoruz. Saparak kendisine yöneldikleri (kimse)nin dili a'cemidir, bu ise açıkça Arapça olan bir dildir.” (Nahl, 16/101-103)

Bu ayetin içeriğine bakıldığında ayet, Kur‟an‟ın Hz. Muhammed (a.s.m) tarafından uydurulmuş olduğu görüşünü reddetmektedir. Nahl Suresi de Mekkidir. Mekke döneminde ahkam konulmadığı için, buradaki neshin, hükümleri ortadan kaldırma şeklinde bir nesh olmadığını görüyoruz.

Diğer ayet ise şöyledir: “Biz neshettiğimiz veya, unutturduğumuz bir ayetin yerine ya ondan daha hayırlısını veya onun benzerini getiririz. Allah'ın her şeye gücünün yettiğini bilmez misin?” (Bakara, 2/106) Bu ayette ise daha önceki şeriatların hükmünün ortadan kaldırıldığı anlaşılmaktadır. Çünkü burada bir unutturulmadan da söz edilmektedir.

Neshte Üç Mesele:
1. Prensip itibariyle nesh keyfiyeti aklen caiz midir?

89

Bütün Müslümanlar bu soruya ittifaken olumlu cevap vermişlerdir. Yani nesh, aklen caizdir.

2. Caiz ise pratik olarak meydana gelmiş midir?

İkincisine de olumlu cevap verilmiştir. Zira Hz. Adem‟in çocuklarının ilk zamanlarda birbirleriyle evlenmelerine rağmen, sonradan bu hükmün kaldırılması ve Yahudi Şeriatında yasak olan Cumartesi günü çalışma hükmünün İncil‟de yer almaması bu durumu gösterir.

3. Kur‟an-ı Kerim‟de nesh var mıdır?
a. İslam Alimlerinin çoğunluğuna göre Kur‟an-ı Kerim‟de nesh vardır. Zira Kur‟an hem

kendinden önceki dilerin hükümlerini neshetmiş, hem de tabii olarak teşekkül eden yeni dindeki bazı hükümleri değiştirmiştir.

Zaten nesh hükümlerde olur. Akidede olmaz. Zaman ve mekana göre değişebilen hükümlerin yerine daha iyisini koymada bir beis yoktur.

Bazılarına göre nesh ancak Kur‟an‟ın Kur‟an‟ı neshetmesi şeklinde olabilirken (İmam Şafiî gibi), bazılarına göre de gerek Hz. Peygamberin sözlerinin ve gerekse Hadis-i Kutsi‟lerin ayetleri neshedebileceği görüşü mevcuttur.

b. Bazı alimler ise neshi aklen caiz görürler. Ancak onlar neshin eski semavî kitaplarda olduğu veya Kur‟an‟ın bu kitapların hükmünü neshettiğini savunmakla beraber, neshin bizzat Kur‟an‟da olamayacağı görüşündedirler. (Bu hususu özellikle Camiu‟t-Te‟vil li Muhkemi‟t-Tenzil adlı eserinde dile getiri savunan Ebu Müslim Muhammed b. Bahr el-Ġsfehânî bu görüştedir.)

Neshi Kabul Edenlerin Delilleri

1. Neshin varlığından söz eden üç ayetin varlığı. Bu âyetleri şöyle sıralayabiliriz:
a) َِبََْٕٔغْخِْٰٓا٠ٍَخإَُِْْٚٔغَٙبَٔبِْدِثَخ١ٍْشَِْٕٙباَِْٚثٍَِْٙباٌََُْرَْؼٍَُْاَاْاهللَّٰ َػٍُٰٝوًِّ َشْیٍءلَٖذ٠ش“Bizherhangibir âyetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturur (ya da ertelersek), yerine daha hayırlısını veya mislini getiririz. Allah'ın gücünün her şeye hakkıyla yettiğini

bilmez misin?” (Bakara, 2/106).
b) َْ ُّٛ ٍَٚاِرَا َثذا ٌَْٕب ٰا ٠َخا ِ َىب َْ ٰا٠َ ٍخ ٚا هللُّٰ اَ ْػٍَُ ثّب ٠َُٕ ّض ُي لَبٌُٛا أِاّب اَ ْٔ َذ ُِ ْفزَش َث ًْ اَ ْوثَ ُش ُُ٘ َلَّ ٠َ ْؼ “Biz bir âyeti değiştirip

ٍَََََُِِْ

yerine başka bir âyet getirdiğimiz zaman -ki Allah, neyi indireceğini gayet iyi bilir- onlar Peygamber'e, "Sen ancak uyduruyorsun" derler. Hayır, onların çoğu bilmezler.” (Nahl, 16/101).

c) ٠َ ّْ ُسٛا ا هللُّٰ َِب ٠َ َشب ُء َٚ ٠ُثْ ِج ُذ َٚ ِػ ْٕذَُٖ اُ َُّ ا ٌْ ِىزَب ِة “Allah, dilediğini siler, dilediğini de sabit kılıp bırakır. Ana kitap (Levh-i Mahfuz) O'nun yanındadır.” (Ra‟d, 13/39).

90

1.   Neshin bizzat Kur‟an‟da bulunduğuna dair icmâ mevcuttur.

2.   Bir âyetin, başka bir âyeti neshettiğine dair sahabeden yapılan nakiller de Kur‟an‟da

neshin fiilen var olduğunu gösterir.

3.   Nesh aklen de mümkündür. Çünkü nâsih ve mensûh konumunda bulunan iki âyet iki

âyet arasında herhangi bir çelişki söz konusu ise ve bu çelişki de neshin başka bir yolla halledilmesi imkanına sahip değilse, böyle durumlarda akıl neshe müracaatı zorunlu görmektedir.

Kur’an’da neshin varlığını reddedenlerin görüĢleri Ģöyledir:

1.   Nesh aklen caiz olmakla beraber, Kur‟an‟da bilfiil meydana gelmemiştir.

2.   Kur‟an‟da nesh meselesi, İslam akideleriyle alakalı olmayıp, ancak tefsir ilminde bir

sistem (mezhep)dir. Çünkü akideye ait meseleler olsaydı inkar edilemezdi.

3.   Mensûh ayetlerden maksat Tevrat ve İncil‟de mevcut olan eski şeriattir.

4.   Kur‟an‟da herhangi bir ayetin başka bir ayeti neshettiğine dair açık bir bilgi yoktur.

5.   Nâsihi kabul edenler, mensûh ayetin önce, nasihin ise sonradan nazil olduğuna dair

çoğu zaman kesin bir bilgiye sahip değillerdir.

6.   Herhangi bir ayetin, başka bir ayeti neshettiğini açık açık destekleyecek Hz.

Muhammed‟in (asm) sarfettiği müttefekun aleyh herhangi bir hadis yoktur.

7.   Nasih ve mensûh ayetlerin sayıları hususunda bile ittifak yoktur.

8.   Neshi kabul edenler, bir taraftan neshin sadece emir ve nehiylere ait ahkamla sınırlı

olduğunu iddia ederlerken, bir yandan da ahbâra ait lafızların bile nesholunduğunu

kabul etmektedirler.

9.   Ahad rivayetiyle Kur‟an-ı Kerim‟in ayetleri ispat olunamadığı gibi, inkar da

olunamaz. Bu yüzdün mesela, Fatiha, Felak ve Nâs Surelerinin Kur‟an‟dan

addedilmediğine dair bilgiye itibar edilmez.

10. Kur‟an‟ın ilk nazil oluşundaki sağlamlık ve şayiası ile Hz. Osman dönemindeki

sağlam metinlerle istinashına hiçbir itiraz vaki olmamıştır. Eğer nesh olayı olsaydı, nüshalarda bir tutarsızlık olacaktı ki, bu durumda kan gövdeyi götürürdü. Oysa ortaya konan nüshalara karşı herhangi bir itirazın vaki olmadığını görüyoruz.

Yukarıda da dediğimiz gibi Kur‟an‟da neshin varlığını savunanlar daha kaç ayet olduğunda bile ittifak edememişlerdir. Mesela 200 veya daha ziyade, 20 ya da 5 rakamları telaffuz edilmiştir.

Neshin Tespiti

91

Neshi kabul edenlere göre, kesin delil bulunmadan bir nassın diğerini neshettiğini söylemek son derece hatalı bir yoldur. Bu meselede bir takım nazari kaidelere ve kıyasa dayanarak veya heva ve hevese tabi olarak neshi tespit etmek mümkün değildir.

Neshin tespitinde birinci söz Hz. Muhammed‟indir. (sav). Ancak O, (sav) bu konuda herhangi bir beyanda bulunmamıştır. O halde en yakınında bulunanlar yani Sahabilere müracaat etmek gerekir. Zira sahabiler, o günün tüm şartlarına şahitlik etmişlerdir.

Neshin tespitinde bir diğer yöntem de icmâdır.

Neshin Kısımları

a. Metni Mensuh Hükmü Baki Metinler

Neshi savunanlara göre bu meseleye verilebilecek örnek “recm ayeti”dir. Onlara göre recm âyeti nazil olmuş; ancak hükmü yürürlükte kalıp, lafzı Yüce Allah tarafından iptal edilmiştir. Bu husus oldukça tartışmalıdır. Genelde tartışmalar sonucunda recm âyeti diye kabul edilen metnin, tatmin edici ve Kur‟an üslubuna yaraşır bir metin olmadığı hususu ortaya çıkmaktadır.

b. Metni Bakî Hükmü Mensûh Âyetler

Burada verilebilecek örneklerden biri, İçkinin yasaklanma sürecidir. Neshin varlığını kabul edenler, içkinin yasaklandığı Maide Suresi‟nin 90. âyetinden önce nâzil olan âyetlerin (Nahl, 16/67; Bakara, 2/219 ve Nisâ, 4/33) Kur‟an‟da metin olarak yer almalarına rağmen, hükmen nesholduğunu söylemişlerdir. Neshin varlığını kabul etmeyenler ise, bu âyetlerin hükmen de bâki olduklarını ve tedricilik ifade ettiklerini söylemişlerdir.

c. Hem Hükmü Hem Tilâveti Mensûh Naslar

Hz. Âişe (ra)‟dan aktarılan bir rivayete göre “bilinen on emzirme haramlık hükmü doğurur” ifadesi burada verilebilecek bir örmektir. Bunun daha önce âyet olarak okunduğu halde, sonra gelen “beş bilinen emme” hükmüyle neshedildiği ve metin olarak Kur‟an‟dan çıkarıldığı ifade edilir. Bu iddiaya göre birinci ayet hükmen ve metnen neshedilmiştir. Diğeri ise hükmen baki kalıp, metnen neshedilmiştir.